Temmuz 21, 2011

The Office


Staj

Önce 2 seneni üniversitede derslerle, vizelerle, finallerle boğuşarak geçirirsin. Sonra bir yaz gelir ah tam da tatil zamanı dersin ama zorunlu stajın o güzel tatil rüyanı bozar...

Bugün staj yerimdeki 3. haftam. Kimi stajyerlere göre şanslı olduğumu belirtmek isterim. Nitekim burada işe yarar bir kaç bir şey öğrenebiliyorum.

Ofis mi!

Asla ve asla çalışamayacağım bir ortam şu ofis ortamı. İnsan ömrünün ortalama 80 yıl olduğunu düşünürsek, bunun en az 30 yılını çalışarak geçirsem, bu 30 yılın 30'unu da böyle bir ofis ortamında geçirdiğimi düşünürsem ne olur? Kafayı yerim abi. Düşünsene! Diğer çalışanlarla etkileşimin olmadığı, gün boyu çay, kahve içerek, patrona, müdüre yağ bal çekerek koca bir 30 yıl! Kendime bu işkenceyi yapamam!

İzlediğim bir dizi de tanımlamışlardı Bu ofis ortamını " Asla gün boyu dışarıda havanın nasıl olduğunu algılayamazsın, çünkü ofis içerisinden dışarıdaki hava her zaman GRİ gözükür." Çok doğru! Kasvetli.

Nerde Çalışmalıyım? Ortam önemli yahu

Benim çalışacağım yer ferah olmalı. Öyle günde 5 saat bilgisayar başında oturup eve gittiğimde gözüm devamlı yaşlandığı için anneme "valla ağlamıyorum ya gözlerim yorgun" diye kendimi inandırmak zorunda kalamam ben. Rengarenk giyinmeliyim. Yaz sıcağında şortumu, terliğimi giyip sere serpe gitmeliyim. Hayır şimdi gömlek, kravat, takım elbise, vs giyip gidiyoruz da ne oluyor? İtibar mı? Saygınlık mı? Müşteriye karşı kaliteli bir imaj çabası mı? Yahu sen kimi kandırıyorsun. Dünyada 1 milyardan fazla insan artık internette, facebook'ta, twitter'da, google+'da sen hala olduğundan farklı gibi mi görünmeye çalışıyorsun? Presentable mı? "Ne alakası var ya?" dediğinizi biliyorum ama çok alakası var abi. Şimdi ben sırtımdaki dövmeyi, kulağımdaki küpeyi, dinlediğim müziği kimden saklıyorum yahu? Zaten orada burada sere serpe internette her yerdeyim. Ne diye bu ikinci kimlik? Saçma maçma ben anlamam. Bana göre hiç saçma değil.

Dünya değişiyor ayol. Bak şu büyük şirketlere. Onlar bizden daha mı amatör terlikle işe gidiyorlar diye? Ben bugün hafif sakalım var diye eve gönderildiğim için daha mı profosyoneliz müdürüm? ( ben bu işyeri giyim kuşam standardına çok taktım )

Endüstri mühendisi olarak mesleğimle alakası olmayan bir iş bile olsa orada daha mutlu olacaksam ben o işi yaparım arkadaş! Hiç olmadı sırtıma alırım çantamı çıkarım dünya turuna? orada burada garsonluk yapar yine mutlu olurum. Karşıyım bu dünyanın klişe düzenine ben!

Haydi herkes işinin başına.... Staj da çok şey öğrenmişim, öğrendiğim en önemli şey de bir daha bu gibi bir ortamda çalışmayacağımdır. En azından ne yapmayacağımı öğrenmiş oldum ;)

Kalın Sağlıcaklar... ( bu da ne demek asla bilmiyorum saçma bir şey bence)

Haziran 23, 2011

Los Angeles nedir?


Los Angeles; ucsuz bucaksiz bir alana yayilmis evlerin isiklari sanki gokyuzundeki yildizlarin yansimasidir.

Sabah erkenden kalkip manhattan beach de kisa bir yuruyus icin sabirsizlanirsiniz aksam yatmadan once. Ilk gordugunuz bufeden aldiginiz taze sikilmis portakal suyu yorgunlugunuzu uykuya daldirir ertesi gune kadar. Aksam gunesinin pasificle sevistigi saatler santa monica sahiline uzanir, gun batiminin en guzelini elinizdeki ice blended mocha esliginde izlersiniz.

Yaninizda en sevdiginiz dostlariniz ya da radyoda hafif bir muzik oldugu surece 405 in aksam trafiginden haz duyarsiniz eve donerken. Eylul`un, teni oksayarak esen ruzgari, aksam manhattan beach pierinde yildizlara bakarken sizi usutebilir eger gunduz sicagina aldanip sortunuzla ciktiysaniz disari.


**Bu arada fotograf bana aittir.

Haziran 09, 2011

Seçmeceler

Merhaba,

Uzun süre oldu bir şeyler yazmayalı. Malum vizeler, finaller, projeler, ödevler derken vakit bulmak bi hayli zordu bir hafta öncesine kadar.

12 Haziran 2011 Pazar günü gerçekleşecek olan genel seçimlerin son 2 aydır ülkeye verdiği rahatsızlık göz ardı edilecek cinsten değil.

Televizyonlarda başlayan propoganda hareketleri son bir ay caddelere, sokaklara, meydanlara taşındı. Öyle ki hemen her gün bir il de mitingler düzenlendi, otobüs dolusu insan da mitingden mitinge taşındı. Mitingler kalabalık gösterildi.

Yeni yapılan tüm inşaatların üzerine asılan parti bayrakları ve flamaları da; yine seçim öncesi "yağımı süreyim de sonra yerim ekmeğimi" klişesini yaşattı.(Seçim öncesi var olan 3 kat seçim sonrası olur 5 kat)

Parti başkanlarının fotoğrafları ve logolarıyla kaplanan otobüsler, kamyonetler, minibüsler de acayip sözlere sahip türkümsü şarkılarıyla sokak sokak gezip hepimizin başını da bir güzel ağrıttı. O da yetmezmiş gibi (yalı sahiplerini etkilemek olsa gerek) boğazı da işgal eden parti tekneleri ortaya çıktı.

Hmm.. Aklıma gelen son oy seferberlik örneği de cemaatlerden; tek tek herkes telefonla arandı ve X partisine oy verilmesi için ikna edilmeye çalışıldı.

Şimdi Allahaşkına, bir seçim döneminde de tüm bunların olmadığını varsayalım. Yani hiç bir parti reklamı ve ya propogandası olmasın. O zaman oluşacak oy oranlarındaki değişimin büyüklüğünü çok merak ediyorum. Ne değişecek? Tüm bu saçmalıklara inanıp beyinleri yıkanan insan var mı yahu? Sokak sokak gezen parti aracından çıkan saçma salak türkülerden etkilenip "oyum Y ye" bu sene diyen vatandaşım nerede? E hadi bilinçaltına etki etmeye çalışıyorlar diyelim, o da böyle yapılmaz ki!

Aklı başında insan oturur, bir düşünür; yahu X, Y, Z partisi bundan önce neler yaptı? Bundan sonra yapacakları neler olabilir? Benden ne aldı, bana ne verdi? Onun bunun talimatıyla, efendime sölim sokaklarda en çok gördüğü parti bayrağıyla, mensubu olduğu diniyle, konuştuğu diliyle, vs olacak işler değil bunlar...

He bir de; her başa gelen eşine dostuna tabiki kolaylıklar sağlayacak, bir iki kat çıkmasına izin verecek, alım gücünü arttıracak, cipe binmesini sağlayacak... Bunlar normal şeyler... Sen şimdi doktor olacaksın da muayenehane kapına gelen dayını bekletip en son içeri alacaksın, yaf bi git allahasen!

Son bir şey daha, ben Türkiye nin seçim muhabbetini asla ulusal görmüyorum. Tamamen uluslararası bir etkinin altında olduğu kanısındayım. Yani bu seçim 70 milyonun (hiç artmayan) değil dünyanın seçimidir. her şey de gözüktüğü kadar basit değil....



Nisan 28, 2011

My Bookmarks!

Bu yazımda bookmark olarak kaydettiğim, işe yarar bir kaç websitesinden bahsetmek istiyorum.

Arayüzü oldukça basit olan bu web sitesinden, istediğiniz mail adresine, hotmail, gmail, yahoo mail, vb gibi mail sağlayıcılarından gönderemediğiniz büyük boyuttaki dosyalarınızı rahatlıkla mail olarak gönderebilirsiniz. Kullanımı basit ve işe yarar bir web sitedir, tavsiye ederim.

Çoğu zaman bir organizasyon için ihtiyacımız olan ufak tefek baskı işlerimiz olur. Ayaklı stand nerede yaptırabilirim, broşürlük gerek bizim şirket için, restorantım için menü panosu gerekli vesaire gibi sorularınıza cevap verebilecek bir website. Bu blog u okuyan kaç kişinin işine yarar bilmiyorum ama benim bir hayli işime yaramıştı.(:


Evinizde, odanızda, ofisinizde ufak tefek değişiklikler yapmak istiyor, fakat eşyalarınızın yerini değiştirmeden önceden bir simulasyonunu görüp sonra karar vermek istiyorsanız, ara yüzü oldukça basit ve anlaşılır olan içinde HomeStyler uygulaması barındıran bu websiteyi bookmarklarınıza ekleyebilirsiniz.


Belki birçoğunuzun zaten bildiği bu websitesini de, bilmeyenler için yeniden paylaşmak istiyorum. Dünya'nın hemen her yerindeki hostellerini bünyesinde barındıran Hostel Bookers size güvenilir bir konaklama imkanı tanıyor. Site içerisinde gitmek istediğiniz ülkeyi şehri seçip kaç gün kalacağınızı belirliyorsunuz. size en uygun Hostel datalarını anında önünüze döküyor, siz de hostellerde daha önce konaklamış müşterilerin yorumları doğrultusunda, kalacağınız Hosteli seçip kredi kartıyla güvenilir bir şekilde ödemeyi yapıyorsunuz. Hemen her seyahetimizde arkadaşlarla bu siteyi kullanırız.


Benim en sık takip ettiğim, grafik tasarım, ilüstrasyon, fotoğraf, resim ve özgün baskı konularında yayın yapan online dergi. Los Angeles - İstanbul ortak yapım olan bu dergide size çok ilginç gelecek portfolyeler yer alıyor. Yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı, ilham verici projeleri rahatlıkla bu sitede bulabilirsiniz


Dünyanın her yerine geziler düzenleyen kendi bünyesinde amatör, profosyonel, meraklı ya da gezmeyi seven üyeler barındıran bir fotoğrafçı topluluğu sitesi. Henüz bu topluluğa aktif olarak dahil olamadım ama uzaktan neler yaptıklarını sık sık takip ediyorum, ayrıca çok kıskanıyorum.
İmkanı olanlar bu güzel oluşuma katılmalı bence. ;)

Şimdilik bu kadar gözüme çarpan ve arşivimde bulunan diğer web sitelerini bir başka yazımda paylaşacağım.

Keyifli Gezintiler Dilerim... :)

Nisan 26, 2011

Why Subliminal Messages are Unethical?

21st Century Advertising Strategies; My academic article related to subliminal advertising.

According to the dictionary of business terms, marketing means process associated with promoting for sale goods or services. In the process of time, many products have been produced to fulfill the needs of people. Because of the product range, a competition has occurred between firms, and each producer thought that there should be a way to market their each products to be bought by consumers. That is the reason why, advertising is the most important thing to market the product in marketing. Because advertising is persuasive and informational and it is designed to influence the purchasing behavior or thought of the audience. With the developing technology, the advertising varieties have also developed and are still being developed. Tv`s, radios, newspaper, magazines are now banal. Internet, billboards, cell-phones are the new area for the advertising. Even advertisers can effect brains without we know, it is called subliminal advertising. They are doing this, because it is a kind of marketing technique, so they can make money easily, but it is discussed that subliminal advertising is ethical or not. Although subliminal advertising has many benefits in favour of manufacturers and advisers, it is not ethical in favour of moral values, competition between the companies and behavior pattern.

The first thing that makes the subliminal advertising not ethical is its damages on moral values. From 1950`s subliminal advertising has been spreading all over the world. The first example of it has been applied in a theater. Over time, it has deviated from its aim. First, it was just for advertising but then it changed into messages influence people. With

Walt Disney, we see the subliminal messages in a bad way. “Such as the infamous Disney stories, when in the 1990’s, conservative Christian groups such as the American Life League accused the children’s entertainment giant of placing subliminal messages of a sexual nature in its films. In the movie, The Lion King, the word S-E-X is spelled out by flying dust as Simba plops on the ground.”(Choma, Chris “Effects of Cartoons on Children” http://www.bgsu.edu/departments/tcom/faculty/ha/tcom103fall2004\gp9 TCOM 103 Dr. Louisa Ha November 15, 2004).

Why do they use those kinds of messages on cartoons? “The answer is clear” says Mehmet Teber (Teber, Mehmet. “Bilinçaltı Mesajlar ve Reklamcılık” August 23, 2006) “Because brain gives more reaction to the death and bird events, subliminal messages are used”. According to many researches on cartoons, it is captured that there are so many words or objects like ‘Sex’ or ‘Kill’ that they are not recognized while watching in cartoons. While your child is watching a cartoon a frame is flashing but he or she cannot recognize it.

Competition between the companies is the second thing that makes the subliminal advertising is not ethical. To use subliminal messages, companies have to deal with professional publicists, this means that big money. While some companies do that, many of them cannot, so it causes an unfairness competition area. For example; Coca-Cola can use subliminal messages in their advertisements professionally, when we look at the sales of cokes we see that Coca-Cola is ahead of the market. Big companies have to pay good deal of money. Because advertising means time, creativitiy, location in brief money. “Assume that there is a customer, who has not experienced Starbucks before, walking around the street. There are two different coffee shops one of them is Starbucks the other one is any coffee shop. The same coffee is sold in both of them but customer usually choose to go Starbucks. Why? Because there are many things that affects on customer brain like the beautiful coffee smell that is blowed to the street knowingly or the logo of starbucks includes sexual object. So Starbucks has a big market value now, they sell millions of coffees. Of course the economic strategies are playing a big role in that success but we cannot ignore subliminal advertising’s effect.”(Mert Basar, Pazarlamada kariyer , Turkcell, May 6, 2010 Isik University) and Nilda Crocker, marketing, branding and advertising expert, says “Big companies usually are the accused ones for using this kind of advertising in their advertisements in delivering the message to their customers. This is the reason why their business have become very big and successful.”(Crocker, Nilda. “Subliminal Advertising - How Your Business Can Use it to Market to Your Customers.”)

Behavior pattern is also influenced by those kind of advertising, actually subliminal advertising decide what we will do instead of our mind. For example; recently you can notice in all Cigarettes they will show people who are going through an adventure and at the end of their achievement they SMOKE, also there is an effect of subliminal messages in music on choice behavior. Starbucks that we have discussed above may be an example for influencing the behavior pattern also. Although some authorities say “You can use subliminal Cds and Mp3s while you work, study, go about your daily chores, or even exercise” of course it may not be good as much. Some of them say “Their advertisements supposedly modify the behavior of their target market into consuming their products only.” (Gorton, Gretchen T “Subliminal Advertising - How Your Business Can Use it to Market to Your Customers”)

As a conclusion, although subliminal advertising makes the companies better, it is not ethical so much in favour of moral values, competition between the companies and behavior pattern. If it is used for arguing correctly, it would be nice for people, but nowadays it is used outside of its aim. It may be easy on the ear as an strategy to develop the company or to be uniqe brand in the market, but the commercials are designed to have the child catch with the object and wanting it as soon as possible. With such devises these companies are using today, it is quite understandable why these companies bring in billions of dollars a year, so even this is a reason by oneself that subliminal advertising is not ethical.

Dogukan Gungor

Industrial Engineering, Isik University`10

BIBLIOGRAPHY

Choma, Chris “Effects of Cartoons on Children” TCOM 103 Dr. Louisa Ha 15 November 2004

<http://www.bgsu.edu/departments/tcom/faculty/ha/tcom103fall2004\gp9>

Teber, Mehmet “Bilinçaltı Mesajlar ve Reklamcılık” 23 August 2006

Personal Interview: Mert Basar, Turkcell Manager “Pazarlamada kariyer , Turkcell” 6 May 2010, Isik University)

Crocker, Nilda and Gorton, Grechen “Subliminal Advertising - How Your Business Can Use it to Market to Your Customers.”

Nisan 25, 2011

Bir Fikrim Var! Bu Kitabı Okuyun! (:




Merhaba Gençler!

Son zamanlarda Twitter ve Facebook sayfamda da sık sık bilgiler verdiğim bir baş ucu kitabından bahsedeceğim bu ilk yazımda...

Bir kaç yıl oldu okuyalı fakat geçenlerde odamı temizlerken şans eseri tekrar buldum; "Aklını Kullan Aksini Düşün" Paul Arden'den...

Kitabın içeriğinden bahsetmeden önce, yazarımız Paul Arden hakkında internet ortamında (ekşi sözlük, wikipedia, vs)
yazılmış bilgilere bakalım; Kendisi dünyanın önde gelen reklam ajanslarından biri olan Saatchi & Saatchi'nin eski creative director'üdür. (yani Yaratıcı Yönetmeni). Dünya gözüyle gördüğümüz bir çok başarılı reklamın altında imzası bulunan, alanında `Guru´ olarak bilinen önemli bir Reklam insanıdır (=insanıydı çünkü kendisi 2 Nisan 2008 yılında kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.)

Yazarımızdan kısaca bahsettikten sonra kitabımıza geri dönelim.

Kitap, kırmızı sayfa üzerinde siyah yazıyla şöyle başlıyor: "Alışılmadık bir düşünce tarzı, alışılmadık başarılar için." Bu girişden de anlaşılacağı gibi; bu kitapda alışılagelmiş düşünce tarzlarından sıyrılarak nasıl başarılı olunabileceğinden bahsediliyor. Esasında kitabın içeriği hakkında çok fazla bilgi vermek istemiyorum fakat şunu belirtmeliyim ki bu kitap, piyasada yüzlerce türevi bulunan kişisel gelişim kitaplarından kesinlikle değil! Evet, üzerine basa basa söylüyorum DEĞİL! Zaten kitap tanıtım kapağında da bunu destekleyen bir yazı göreceksiniz; "Bu kitap sanıldığının aksine bir kendini geliştir, mutluluğu yakala, içindeki seni ara, hayatın anlamını bul kitabı değil." Zaten Paul Arden gibi bir reklam üstadının klişelerden uzak kalması gerekmez mi?

Kitap oldukça kolay okunabilen bir tasarıma sahip. Özenle seçilmiş görsellerle süslenmiş ve okuyucunun dikkatini çeken esprili bir anlatım ile sunulmuş. Zaten şöyle bir başlasınız yarım saatten az bir sürede bitirebilirsiniz. Okuyup bir kenara atılacak bir kitap değil, tam bir başucu kitabı! Hatta harikulade bir hediye de olabilir yaratıcı bir arkadaşınız için!

Kitap içinden bir görsel ile yazımı bitiriyorum. Severek okumanız dileğiyle...